Füruzan’ın “Taşralı” öyküsüne dair çözümlemem Parşömen’in web sitesinde okunabilir.
Birkaç Tahtası Eksik Pinokyo
11 Şubat 2026 Çarşamba
Düzenin Külleri Arasından Ormana: “Geber Aşkım”
At, orman, yangın vb. metaforlar ve yazmak isteyen bir kadının ‘dil’le meselesi üzerinden Geber Aşkım (Die, My Love, 2025) filmini çözümlemeyi denedim. “Geber” ile “aşkım” arası mesafe çok uzun değil. Yazı Parşömen’in web sitesinde okunabilir.
Lynne Ramsay’in bireysel çöküşü toplumsal bağlam içinde tartışan, bastırılmış öfke ve arzuyu görünür kılan, içsel dünyayı mekân ve sesle somutlaştıran mirasını devam ettiren film, Ariana Harwicz’in aynı adlı romanından uyarlama.
İyi anne, iyi eş, makul kadın olmak. Delilik bir hastalık değil de dayatılan yaşam şeklinin sonucuysa? sorunu bireysel bir ruhsal kırılma olarak çerçevelemek asıl şiddeti görünmez kıldığından, sorun bireyde değilken bireyi iyileştirmeye çalışmak yalnızca düzeni muhafaza etmeye yarıyor. Yangını geciktiriyor ama onu söndürmeye yetmiyor.
29 Ocak 2026 Perşembe
Karanlıkta Görüyorum: Sinegünlük 1
"Karanlıkta Görüyorum" adlı sinegünlüğümün ilki yayında. İzlediğim filmler hakkında düzenli olarak yazacağım. Beyazperdeden yansıyan ışıkta filmlerin bana gösterdiği, fısıldadığı, sezdirdiği şeylerin izini sürmek için. “Göz Alışınca” bölümündeyse sinema dünyasına dair minik notlar var. Sinegünlükler Parşömen'in web sitesinde okunabilir.
İlk sinegünlüğümdeki filmler sırasıyla:
Pillion (Harry Lighton, İngiltere, 2025)
Aynalar
No. 3 (Mirrors No.3/Miroirs No. 3, Christian Petzold,
Almanya, 2025)
Homebound (Neeraj Ghaywan, Hindistan, 2025)
Belén (Dolores Fonzi, Arjantin, 2025)
Deaf (Sorda, Eva Libertad, İspanya, 2025)
Mutluson (Happyend, Neo Sora, Japonya, 2024)
Palestine 36 (Annemarie Jacir, Filistin, 2025)
Béla Tarr’ın "Lanet" filminde köpek imgesi: Sevgisizliğin ölçütü
Béla Tarr’ı kaybettiğimiz 6 Ocak’ta yeniden Lanet (1988) filmini izledim, gece uyuyamadım, yazmasam olmayacaktı. Hem Béla
Tarr’ın hem de katledilen bütün köpeklerin anısına yazdım… “Béla Tarr’ın Lanet filminde köpek imgesi:
Sevgisizliğin ölçütü” adlı yazım K24’ün web sitesinde okunabilir.
"Modern çağda felaketin asıl kaynağı savaş ve şiddet yanlısı faşistler değil, insanların sorumluluk hissetmemesidir. Köpeği görmezden gelmek kolaydır; kimseyi zorlayamaz o. Ama görmezden gelmek affedilebilir değildir; Tarr’ın seyirciyi rahatsız etmesini beklediği nokta da budur. Film kimseyi açık açık suçlamasa da, içten içe hepimizin çürük olduğunu, toplumun çürüdüğünü söyler. Tarr dram üretmez, katarsis yaratmaz, doğru davranışı dikte etmez. Seyirciye sadece şunu sorar: Kötülük yapmamak yeterli midir?"
Sesin Askıda Kaldığı Yer: “Saraybosna Radyosu”
2026’nın ilk kitabı Saraybosna Radyosu oldu. “Sesin Askıda Kaldığı Yer: Saraybosna Radyosu” adlı yazımda, kitapta belleğin neden korunaklı bir alan olamadığının ve savaşın neden hiç bitmeyen bir zamana dönüştüğünün izini, sesler ve sessizlikler üzerinden sürmeyi denedim. Bir şehir susunca zaman da yara alıyor. Yazı, Parşömen’in web sitesinde okunabilir.



