Yeniden (Rebuilding, Max
Walker-Silverman, ABD, 2025)
A Song For Imogene (Erika Arlee, ABD,
2025)
Calle Malaga (Maryam Touzani, Fas, 2025)
İki Savcı (Two Prosecutors/Zwei
Staatsanwälte, Sergei Loznitsa, Ukrayna, 2025)
Yeniden (Rebuilding, Max
Walker-Silverman, ABD, 2025)
A Song For Imogene (Erika Arlee, ABD,
2025)
Calle Malaga (Maryam Touzani, Fas, 2025)
İki Savcı (Two Prosecutors/Zwei
Staatsanwälte, Sergei Loznitsa, Ukrayna, 2025)
Tam adıyla Ernesto “Che” Guevara. “Che” aslında bir lakap ve Arjantin’de “dost, arkadaş” anlamında kullanılıyor. Che’nin kendisi artık bir süperstar gibi anılıyor. Hatta Arjantin’de bir deyiş var: “Tengo una remera del Che, y no sé por qué.” Yani, bir Che tişörtüm var ve nedenini bilmiyorum. Popüler bir ikona, ilaha dönüştürülen sosyalist Che’nin yüzünü artık kapitalizm bile pazarlıyor. Che’nin ideolojisini bilmeden, onu okuyup anlamadan herkes onu sahipleniyor; sadece her türlü fraksiyon, bütün sosyalistler ve devrimciler de değil! Öyle ki, Che dünyanın en tanınan tarihi yüzü ve bu yüz de isyanın simgesi haline gelmiş. Oysa, Che sadece sosyalist bir devrimci değildi; sadece emperyalizme ve kapitalizme değil, bürokrasiye de karşıydı, bu yüzden Sovyetler ile Çin’i eleştiriyordu. Ne yazık ki, tıpkı içi boş bürokrasi gibi Che de içi boş bir imaja dönüşmüş durumda.
Che aslında “Çok gezen mi çok okuyan mı bilir?” sorusuna da bir yanıt olmuş. Çocukluğundan beri çok kitap okuyan Che’nin bu yolculuğa çıkmaktaki amacı “sadece kitaplardan öğrendiği kıtayı keşfetmek” imiş. Yine bizzat kendisinin ifade ettiği üzere, sonu olmayan yol’a olan aşkıyla Latin Amerika’yı dolaşması onu çok değiştirmiş. Bence de ne çok okuyan ne çok gezen bilir; hem okuyup hem gezen bilir. Che o yolculuğa çıkmamış olsa Che bildiğimiz Che, belki Küba da bildiğimiz Küba olmayacaktı. Hayatında çizeceği yolu yine yol belirledi.
SANTA CLARA
Santa Clara devrim açısından çok önemli, çünkü 1959’da devrimcilerin bu şehri ele geçirmesiyle devrim kesin zafere ulaşmış ve adi Batista, şehrin düşmesiyle birlikte hemen ülkeden kaçmış. Batista rejimi askerlerinin ve önemli sayıda cephanenin bulunduğu treni devrimcilerin ele geçirmesinden sonra şehir düşmüş. Şehirde bu trenin vagonlarını görmek mümkün (Monumento a la Toma del Tren Blindado). İçinde de devrimcilere ait eşyalar ve belgeler yer alıyor. Batista askerlerini pusuya düşürmek için trenin raylarını sökerek yoldan çıkarılması için kullanılan greyder de aynı alanda bulunuyor. Söylentiye göre, Batista rejimi için savaşan askerlere devrimciler “Biz Küba halkı için savaşıyoruz, siz de halksınız, sizi öldürmek istemiyoruz, teslim olun” minvalinde konuşunca askerler teslim olmuş.
Kimileri Santa Clara’yı, Che nedeniyle değerleri muhafaza eden yani muhafazakar bir yer
olarak görebilir ama aslında burası belki de ülkenin en bohem ve ilerici şehri. El Mejunje adlı kültür merkezi,
Küba’da LGBT+ haklarının, rock müziğin ve alternatif sanatın kalbi. Bu yüzden
Santa Clara’yı sadece tarihi bir devrim müzesi gibi anlatırsak eksik kalır;
orası aynı zamanda gençliğin ve değişimin şehri oluşuyla devrimlerin devamı
niteliğinde.
Parque Leoncio Vidal parkı, 1930’lardan devrime kadar halkın, özellikle de öğrenciler ile işçilerin protesto gösterileri yaptığı yermiş. Şehir orkestrasının da çaldığı park, Küba’nın geleneksel müziği Danzón’u dinleyenlerin de uğrak noktası. Müzik, Avrupa ve Afrika karışımı ritimlerden oluşuyor.
Teatro La Caridad tiyatrosu, neoklasik mimarinin etkileyici bir örneği olmasının yanı sıra Küba’nın 1880’lerde yapılan görkemli sekiz kolonyal tiyatrosundan biri olduğundan ulusal anıt niteliği taşıyor. Burayı yardımseverliğiyle ve bağımsızlık savaşına desteğiyle tanınan Marta Abreu de Estévez yaptırmış.
Museo de Artes Decorativas, Küba’nın tarihi ve kültürel mirasını merak edenler için Havana’daki dekoratif sanatlar müzesiyle birlikte ülkenin en önemli iki müzesinden biri. Neoklasik tarzda yapılmış binanın içinde kolonyal dönemden kalma resimler, heykeller, kıyafetler ve mobilya yer alıyor.
Catedral de Santa Clara de Asís katedrali, Küba'nın en eskilerinden. Neo-gotik tarzdaki katedral her yıl "Kutsal Defin" alayına da ev sahipliği yapıyor. Bileti önceden alırsanız burada konser de dinleyebilirsiniz.
Şehirden ulaşabileceğiniz beyaz kumları ve turkuaz rengi sularıyla dört harika plaj var: Dünyadaki ikinci en büyük mercan resiflerinin yer aldığı Playa Las Salinas, bol bol denizyıldızına rastlayabileceğiniz Playa Perla Blanca, gemi enkazı görebileceğiniz Playa Periquillo ve siyah kumlarıyla adanın incilerinden Playa Las Gaviotas. Şehre yakın adalar da mevcut. Dünyanın en uzun (48 km) peneplenini (yontukdüz) araçla geçmek gibi bir deneyim de sunuyor (El Pedraplén). Doğaseverler için bununla da kalmıyor, bir de Lago Hanabanilla gölü var.
*Küba yazı dizisinin devamında sırasıyla yer verilecek konular: Havana, Varadero, Cifuengos, Trinidad.
**Küba yazı dizisinin 1. Bölümü için bkz. 1. Bölüm
***Küba yazı dizisinin 2. Bölümü için bkz. 2. Bölüm
****Küba yazı dizisinin 3. Bölümü için bkz. 3. Bölüm
*****Küba yazı dizisinin 4. Bölümü için bkz. 4. Bölüm
Emin Alper’in son filmi Kurtuluş için film
analizim Parşömen Dergi’de.
Hepimiz aynı rüyayı görmeye başladığımızda
uyanmak mümkün mü? “Kurtuluş” filmi adının aksine kurtuluşu değil çöküşü
anlatıyor. Filmi güncel politik tartışmaların ötesinde sıradan insanı şiddetin
faili haline getiren kolektif mekanizma üzerinden çözümlemeyi denedim. Bireysel
deliliğin toplumsal cinnete dönüşü, rüyaların işlevleri, korku türüne
yakınlaşma, mağara ve özellikle ikiz metaforları, devletin rolü gibi ayrıntılar
üzerine düşünerek yazdım. İyi seyirler, iyi okumalar.
Yabancı (The Stranger/L’étranger, François
Ozon ve Khaled Haffad, Fransa, 2025)
Hizmetçi (The Housemaid, Paul Feig, ABD, 2025)
La Grazia (Paolo Sorrentino, İtalya, 2025)
Bir Zamanlar Gazze’de (Once Upon a Time in
Gaza, Arab Nasser ve Tarzan Nasser, Filistin, 2025)
Seven Seconds (ABD, 2018)
Father (Otec, Tereza Nvotová, Slovakya, 2025)
The Plague (Charlie Polinger, ABD, 2025)
The Captive (El Cautivo, Alejandro Amenábar,
İspanya, 2025)
İkinci sinegünlük yayında, Parşömen'in web sitesinde okuyabilirsiniz. Hayaller filmine yazmak ile yazdıklarımızı paylaşmak arasındaki fark, Hind Rajab'ın Sesi filmine kurmacadaki dramatik yapının "gerçek hayattan" bir sesle kurulması, Chuck'ın Hayatı filmine ters kronolojinin filmin felsefi meselesini nasıl tamamladığı, Elmaslar filmine de sinema-tiyatro dünyasının görünmeyen kadın emekçileri üzerinden değinmeyi denedim. İyi seyirler, iyi okumalar.
Hayaller (Dreams / Drømmer, Dag Johan Haugerud, Norveç, 2024)
Hind Rajab’ın Sesi (The Voice of Hind Rajab / Sawt Hind Rajab, Kaouther Ben Hania, Tunus, 2025)
Chuck’ın Hayatı (The Life of Chuck, Mike Flanagan, ABD, 2024)
Elmaslar (Diamonds / Diamanti, Ferzan Özpetek, İtalya, 2024)
Füruzan’ın “Taşralı” öyküsüne dair çözümlemem Parşömen’in web sitesinde okunabilir.