4 Temmuz 2026, İranlı yönetmen Abbas Kiyarüstemi’nin 10. ölüm yıldönümüydü. Usta yönetmeni Yakın Plan (Nema-ye Nazdik/Close-up) filmi üzerine bir yazıyla anlamak istedim. Film çözümlemem Libre Kültür’de okunabilir.
4 Temmuz 2026, İranlı yönetmen Abbas Kiyarüstemi’nin 10. ölüm yıldönümüydü. Usta yönetmeni Yakın Plan (Nema-ye Nazdik/Close-up) filmi üzerine bir yazıyla anlamak istedim. Film çözümlemem Libre Kültür’de okunabilir.
Çocukluğumdan beri sulugözlüyümdür. Bu
hassasiyetle tezat oluşturuyor gibi görünse de çocukken biraz da erkek
fatmaydım. Erkeklerle top oynar, onlarla dövüşmekten çekinmezdim. Vaktimin
çoğunu sokakta oynayarak geçirdiğim yaz aylarında gün battıktan sonra eve hep
bacaklarımda taze sıyrıklarla dönerdim. Özellikle yara almıyordum elbette ama
yaralarımın kabuk bağlamaya başlaması beni büyülerdi. Büyüteçle yaralarımı
inceler ve canımı yakacağını bilsem de, sertleşmiş kabuklarını hafifçe kaldırıp
altlarına bakardım. Bütün o koca koca yaraların zamanla, sanki hiç var olmamış
gibi, tenimin altında kaybolup gitmesine hayret ederdim. Belki de insanın
canını acıtan şeye yakından bakma, onu açık tutma merakı çocuklukta
başlıyordur. Seneler sonra anladım ki, çocukken bacaklarımdaki yaraları
incelediğim büyütecin yetişkinlikteki karşılıklarından biriydi edebiyat.
Lorenza Mazzetti’nin, İkinci Dünya Savaşı’nın
son döneminde İtalya kırsalında yaşayan yetim bir çocuğun gözünden anlattığı otobiyografik
romanı Gökyüzü Düşerken hakkında yazdım. Kendi çocukluk anılarıma da
uğrayarak, faşizmin çocuk ruhuna sızan şiddetine ve hafızanın ahlaki sınavına
değinmeyi denedim. Yazı, K24’te.